BAĞIMLILIK VE SONUÇLARI
Bağımlılığın tanımı bir önceki bölümde verilmişti. Bağımlılık bir anda gelişen
bir durum değildir. Gelişmesi belli bir süreç alır.
Kişi önce maddeyi merak eder ve kullanır. Kullanıldığı zaman öncelikle korkusu
azalır. Çoğunlukla bir kez kullanan kişi daha sonra tekrar dener. Her denemesinde
kendi kendine bir daha denemeyeceğine ilişkin söz verir. Bu denemelerde sürekli
madde kullanımını denetleyebileceği inancı taşır. İstediği zaman bırakabileceğini
düşünmektedir. Çevresinde gördüğü diğer bağımlıların kendisi gibi olmadığına,
onların zayıf karakterli olduğuna inanmaktadır.
Bir süre sonra madde kullanımının kendisi için bir sorun haline geldiğinin farkına
varır. Ancak halen bağımlı olmadığı düşüncesinde olduğu için bırakmak yönünde
ciddi bir adım atmaz. Bağımlı olduğunun farkına vardığı zaman ise birçok şey için
geç kalmıştır.
Çevresinde yer alan diğer bağımlılar bu hastalığın düzelmeyeceğine ve hiçbir
zaman bu maddeyi bırakamayacağına onu inandırmaya çalışırlar. Bu nedenle tedaviye
başvurmakta zorlanır. Genellikle tedaviden beklediği konuştuklarının dinlenmesi,
kendisine ileri derecede bir anlayış gösterilmesidir.
Bazen aile kişiyi maddeyi bırakması için zorlar, zorla yapılan bu tedavi girişiminin
önemli bir yararı yoktur. Bir süre sonra kendisi de kurtulmaya karar verir. Bırakmayı
düşündüğü şey sadece kendi kullandığı maddedir. Ancak arkadaş çevresi, yaşam biçimi,
alışkanlıklarını değiştirmesinin gerektiğini ve hayatı boyunca bir daha hiçbir
madde kullanmama gereğini düşünemez veya bilemez.
Tedavi tamamlandıktan sonra bir bağımlı için her şey bitmiş değil aksine birçok
şey yeni başlamaktadır. Öncelikle temiz olmaktan mutludur, bir süre sonra eski
kötü günleri unutur ve o günleri iyi bir şekilde anmaya başlar. Giderek bir kez
daha madde denemeyi düşünmeye başlayabilir. İşte tehlike bu dönemde başlar.
Bir gün sadece bir kez denemek ister. Ancak bağımlılık hastalığının özelliği
gereği madde tekrar bir kez dahi kullanılsa kişi eskisi gibi madde kullanmaya
başlar ve çok kısa bir zaman içinde eski bağımlı günlerine döner.
Bağımlılık kişiye ciddi sorunlar getirir.
Ruhsal Sorunlar: Bunların başında kişide gözlenen davranış değişiklikleri gelir.
Bağımlılık ve getirdiği sorunlar çaresizlik, yalnızlık, umutsuzluk gibi duygulara
yol açarak depresyona neden olur.
İçinde yaşadığı ortama bağlı olarak kişilik değişimleri de gözlenir.
Bedensel Sorunlar: Kullanılan maddeye göre değişir. Ancak bütün maddeler bedensel
zararlara yol açar. Kullanan kişilerin sağlıkları bozulur. Bu durum ölümle sonuçlanabilir.
Sosyal Sorunlar: Madde kullanımı; ekonomik kayıplar, arkadaş ve aile desteğinin
kaybı, işsizlik, suç işleme gibi birçok sosyal sorunlara neden olabilmektedir.
ERGENLİK DÖNEMİ
Ergenlik on üç yaşlarında başlayan ve yirmi yaşlarına kadar devam ettiği kabul
edilen cinsel, fizyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak adlandırılabilir.
Ergenlik öncesi dönemde, kız veya erkek çocukta birtakım değişiklikler başlar.
Bunlar bazı bölgelerin kıllanması, göğüslerin çıkması, erkek çocuklarda ses değişikliği,
boyun uzaması, kilo almak gibidir. Kız çocuklarının “ay” hali, erkek çocuklarının
“gece boşalması” cinsel yönden olgunlaştıklarının ifadesidir. İlkel toplumlarda
çocukluktan ergenliğe, yetişkinliğe geçiş törenler ile yapılır. Bu törenden sonra
genç, yetişkinin tüm hak ve sorumluluklarını alır.
Toplumumuzda ergeni çeşitli açılardan ele alırsak, bu döneme şöyle yaklaşabiliriz.
• Ergen hızla değişen, ‘gelişen vücuduyla tanışıp onu kabullenmek durumundadır.
Bilindiği gibi eller ayaklar diğer organlara göre daha önce büyüyen organlardır.
Genç elini ayağını kullanmayı beceremez. Olmadık sakarlıklar yapar, beceriksiz
duruma düşer, mahcup olur. Kızlar büyüyen göğüslerini kapatmaya çalışıp, kambur
yürümeye başlarlar. Erkekler konuşurken, aniden çatallaşan sesleri ile baş etmeye
çalışırlar. Günümüzde özellikle medya tarafından “ideal kadın ve erkek tipleri”
sunulduğundan benlik algısında sorunlar çıkabilir.
• Ergenlikte genç kendisini spot lambalarının altında hisseder. İzlendiğini,
hakkında konuşulduğunu varsayar. Bu konuda kendini yeterince güzel, yakışıklı,
ince uzun bulmayabilir. Bu durum onda kaygı yaratabilir. Endişe kaynağı olabilir.
• Gelişen ve olgunlaşan cinsel gelişimin toplumsal olarak kendilerine verilen
rolü taşımaları beklenir. Ergenin içinde yaşadığı aile ortamında annenin kız evlada,
babanın da oğula model olması görülür.
• Ergenlik bilişsel olarak da gelişme dönemidir. Bu dönemde soyut düşünceler
ön plana çıkar. Genç kendi var oluşunu sorgular. “Ben kimim, neyim, ne için varım...”
gibi.
• Ergenlikte arkadaşlık ve dostluk ön plana çıkar. Genç arkadaş çevresi içinde
var olur. Kendi değer yargılarını oluşturmak ister.
• Grup değerleri, grubun içinde lider olan kişinin, kişilerin etkisi büyüktür.
Kendini gruba kabul ettirmek, oraya ait olduğunu hissetmek için grup değerlerini
savunur. Dostu arkadaşı için fedakarlıkların ön planda olduğu bir dönemdir.
• Grubun içinde, arkadaş çevresinde kendisini rahat hisseden genç, toplum tarafından
anlaşılmadığını, yargılandığını kabul görmediğini varsayar.
• Kıyafetinin, dinlediği müziğin, kullandığı kelimelerin, değerlerinin sürekli
eleştirildiğini ileri sürer, böyle hisseder. Bundan dolayı aile- toplum çatışmaları
bu dönemin en belirgin özelliklerindendir. Yine bu dönemde genç kendine bir müzik
grubunu, üyesini, bir film oyuncusunu, bazen bir politikacıyı model olarak alabilir.
Onlar gibi giyinip, davranmaya çalışır. Bu kahramanların gencin davranışları,
tavır alışları üzerinde etkisi büyüktür.
Ergenlikte genellikle duygulanımda değişmeler görülür. Genç heyecanlarını kontrol
altında tutmaya çalışır, ancak bunda pek başarılı olamaz. Engel olunamayan bir
gerilim ve korku buna bağlı öfke ya da neşe patlamaları yaratır. Bu gerilim gencin
içinde yaşadığı ortamların sonucudur. Ana babanın çok sert, otoriter oluşu, başarısızlıklar,
grup içinde yetersizlikler, ana babanın beklentilerinin yoğun bir şekilde yansıtıldığı
durumlarda ortaya çıkabilir.
• Gençlerde bu heyecanların sonucunda ortaya çıkan korkulan sınıflandıracak olursak:
Gelecek korkusu, bir yakınını kaybetme korkusu, yeni ortamlara girme, yeni insanlarla
tanışıp, kendini ifadede yetersizlik, yalnızlık, karanlık gibi korkular diye sıralayabiliriz.
Ergen bütün “korkular”, “zalim dünya”, “anlamayan dünya” ile düş kurma yoluyla
başa çıkmaya çalışır. Bazı psikologlar bunun uyumu güçleştirdiğini ileri sürerken,
bazıları da çözümsüzlüğü görmekte yardımcı olacağını ileri sürerler.
UYUŞTURUCUYA BAŞLAMADA ETKENLER
Madde kullanmaya başlama etkenleri çok çeşitlidir. Tek bir etken bulunabilmiş
değildir. Aynı anda birden fazla etken de rol alıyor olabilir.
1. Psikolojik etkenler
• Uyum sağlama çabası: Kişi çevresine uyum sağlayabilmek ve bu yolda çektiği
sıkıntıları azaltabilmek için madde almaktadır. Çevrede olanları veya zihinde
olanları değişime uğratarak kendini rahat hissetme çabasıdır.
• Kişilik Özellikleri:
• Yeterli sosyal ilişkiler kuramamak
• Engellenme eşiğinin düşük olması
• Ödüllendirmenin gecikmesine dayanamama
• Sorunları çözebilme yetisinin yetersiz olması
• Riski göze alabilen davranış biçiminin var olması
2. Kültürel etkenler:
İnsan kültürüne ait birçok etken madde kullanmaya başlamayı etkileyebilir. Kültürün
içinde belli bazı törenlerde geleneksel olarak çeşitli maddelerin kullanılması
(örneğin bir partide alkol kullanılması
gibi) sayılabilir.
3. Aile ilişkileri:
Aile ile çeşitli sorunlar yaşayan çocuklarda, madde kullanma yaygınlığı daha
fazla bulunmuştur (bir sonraki bölüme bakınız)
4. Kalıtımsal etkenler:
Ebeveynleri alkol kullanan çocuklarda alkol kullanım sıklığı daha yüksektir.
Diğer uyuşturucu maddeler ile ilgili olarak bu konuda yapılan çalışmalarda kesin
bilgiler edinilememekle birlikte, bu yönde bazı veriler saptanmıştır.
5. Sosyal etkenler:
Madde kullanımının toplum tarafından kabul görmesi, kullanım oranını daha da
arttıracaktır..
6. Uyuşturucu maddeye erişebilirlik:
Eğer uyuşturucu madde kolaylıkla bulunup, elde edilebiliyor ise, kullanım oranı
yüksektir. Ancak bu etkenin önlenmesi tek başına yeterli değildir.
RİSK ALTINDAKİ GENÇLER
Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik,
kişilik zayıflığı vb. madde kullanmak için mutlak etkenler değildir.
Ancak madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkati çekmiştir.
. Bu özelliklerin saptandığı gençler daha dikkatle izlenmiştir. Uyuşturucu ile
ilgili eğitimlerde bu gençlere daha fazla önem verilmelidir.
Risk altında bulunduğu varsayılan ergenlerin özellikleri aşağıda yer almıştır.
1.Ani tepkiler veren
2 Saldırgan ya da asi davranışları olan
3.Her şeyi reddeden
4. Davranış bozukluğu gösteren
5. Aykırı davranışlar içinde bulunan
6. Erken yaşlarda davranış problemleri olan
7. Çabuk heyecanlanan
8. İçe dönük olan
9. İtaatkar olan
10. Yaşıtlarından aşırı etkilenen
Gencin aile yapısı özellikleri de risk etkenlerini belirlemeye yarayabilir. Çünkü
uyuşturucu madde kullanan gençlerin ailelerinde benzer bazı özellikler bulunmuştur.
Saptanan aile özellikleri şunlardır:
1. Parçalanmış, boşanmış aile
2. Ebeveynlerin birinin kaybı
3. Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı.
4. Aile içi iletişim eksikliği
5. Baskıcı ve ilgisiz aile
6. Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması
7. Aşırı koruyucu, kollayıcı aile
Sigara ve alkol kullanan gençlerin, bu maddeleri kullanmayan gençlere göre daha
yüksek oranda uyuşturucu maddeleri kullandığı gözlenmiştir. Çünkü sigara ve alkol
kullanan gençler uyuşturucu maddeyi daha düşük oranda tehlikeli olarak değerlendirmekte
ve diğer maddeleri kullanmaya daha istekli davranmaktadırlar. Ayrıca bu öğrenciler
sigara ve alkol kullandıkları için çevreleri ile daha çok çatışma ve sorun yaşarlar
ki, bu da onları diğer maddeleri kullanmaya iten önemli bir etken olarak değerlendirilebilinir.
MADDE KULLANMAYA GENÇLER DAHA ÇOK NASIL BAŞLIYOR
Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadırlar. Bu
nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.
Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara
çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı
olmak korkusu yaşanmaktadır. Bir de buna merak eklenirse kullanım kaçınılmaz olmaktadır.
Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, “hayır” diyebilmesi çok önemlidir.
Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır.
Bir başka deyişle çaresizlik önemli bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar
ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bir sorun karşısında
nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış
davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.
Bu maddeleri kullanmak gencin kendini kanıtlamasının bir yolu olarak algılanmalıdır.
Farklı ve değişik gözükmek, bir tür beğeni toplamak amaçlanmaktadır.
Maddenin bulunabilirliği bir başka etkendir. Uyuşturucu maddenin kolayca elde
edilebilir olması, onun kullanılma oranını arttıracaktır.
UYUŞTURUCU MADDE KULLANAN KİŞİLER NASIL ANLAŞILIR?
Uyuşturucu madde kullanan kişilerin farkına varmak kolay değildir. Uzun yıllar
kimse tarafından fark edilmeden yaşayan uyuşturucu madde bağımlıları vardır. Ayrıca
madde kullanımını gösteren özgün belirtiler çok azdır.
Aşağıda sayılan belirtilerin büyük bir kısmı başka nedenlerle de görülebilmektedir.
Uyuşturucu madde satın alabilmek için gerekli parayı sağlamak için hırsızlık
yapıp yakalanabilirler ve madde kullandıkları anlaşılabilir. Ya da yüksek doz
madde aldıktan sonra komaya girer ve hastaneye kaldırıldıkları zaman çevreleri
durumun farkına varır.
Uyuşturucu madde kullandıklarından kuşkulanılan kişilerde gözlenen davranışlar
doğru yorumlanmalıdır. Gözlenen değişikliklerin başka nedenlerden kaynaklanıp
kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Özellikle ergenlik dönemine özgü olabilen bir
takım değişiklikler gözardı edilmemelidir.
Kişi kullanmadığı halde, sadece bazı belirtiler benziyor diye suçlanmamalıdır.
Böyle bir suçlama baştan ilişkiyi koparır. Yargılamak ya da etiketlemek tehlikeli
sonuçlar doğurabilir. Amacın kişiyi yakalamak değil, ona yardımcı olmak olduğu
unutulmamalıdır.
Bu maddeleri kullanan kişileri anlamak için başvurulabilecek üç yöntem vardır.
a. Kan ve idrar tetkikleri
b. Davranış değişiklikleri
c. Madde etkisine bağlı değişiklikler
a.Kan ve idrar tetkikleri:
En nesnel yöntem kan ya da idrar tetkikleridir. . Bu yöntemler ile yapılan tetkikler
doğru sonuç verir. Ancak madde kullandığından kuşku duyulan bir gençten idrar
istemenin ne derece doğru olacağı tartışmalıdır.
b. Davranış değişiklikleri:
Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlenen ilk değişiklik çevrelerinde yaptıkları
değişikliktir. Yeni arkadaşlar edinirler. Eski arkadaşlıkları biter. Kişi iki
nedenle çevresini değiştirmek zorundadır. Birincisi, yeni arkadaş çevresinde daha
rahat madde bulabilecektir. İkincisi, bulabildiği maddeyi bu çevre içinde rahat
kullanabilecektir. Genelde okul içinde bu tür maddeleri kullandığı düşünülen kişiler
ile arkadaşlık etmeye başlamıştır. Kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak ruhsal
değişimler gösterir. Kimi zaman neşeli, sakin, kimi zaman öfkeli, saldırgan davranışlar
gözlenebilir. Madde etkisi bitince davranışları farklılık gösterir.
Daha önce okul başarısı iyi olan öğrencinin giderek okul başarısı düşmeye başlar.
Okul başarısı düşmesine rağmen, bu başarısızlık onun için ciddi bir sorun olarak
algılanmamaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli nokta, bu başarısızlığın
altında yatabilecek diğer etkenlerin araştırılmasının gerekliliğidir. Aile içi
sorunlar, ruhsal rahatsızlıklar, toplumsal sorunlar, olumsuz yaşam olayları da
bu başarısızlıkta etken olabilir. Bu etkenler iyi ayırt edilmelidir.
Okula devam azalır. Okul devamsızlığından ailenin haberi yoktur. Genelde arkadaşları
ile birlikte dışarıda, arkadaş çevresi tarafından bilinen ortamlarda zaman geçirmeye
başlamıştır.
Ailesi ile görüşüldüğünde, evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına kalmayı
tercih ettiği öğrenilir. Odasından dışarı çıkmaz.
Aile ilişkilerini azaltmaya ve evde az bulunmaya özen gösterir. Bu hem içinde
bulunduğu durumun anlaşılmasını istemediği için, hem de ailesi ile bir takım çatışmaları
olduğu içindir.
Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar. Kullandığı maddenin dozunu
artırdıkça, gereksinim duyduğu paranın miktarı da artar. Evden para çalmaya başlayabilir.
Son dönemde hırsızlık olayları yaşanır.
Kendine olan bakımı azalmıştır. Üstüne başına, giyeceğine para harcamaz. Çünkü
para, kullandığı madde için gereklidir. Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir.
Yaşamında değer verdiği tek şey maddedir.
c. Madde etkisine bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler:
Sınıf içinde dalgınlık, dikkat eksikliği göze çarpar. Derse konsantre olamaz.
Hafif uykulu bir hali vardır. Bu durumdan genelde rahatsızlık duymaz. Belirgin
bir halsizlik, yorgunluk gözlenebilir. Solgun, bitkin bir hali vardır. Kısa süre
sonra okulu terk edebilir. Genel bir isteksizlik olabilir.
Bedensel olarak dikkat edildiğinde ise gözlerde kanlama saptanabilir. Daralmış
ya da büyümüş göz bebekleri dikkat çeker.
Konuşmasında güçlük fark edilebilir. Peltek ya da mırıltılı bir biçimde konuşmaktadır.
Ağızda kuruluk saptanabilir.
Aşırı terleme, bulantı, kusma, yürümede güçlük ortaya çıkar.
Ailesi ile görüşüldüğünde evde bir uyku bozukluğundan söz edilebilir. Eroin ve
benzeri maddeler almadığı zaman şiddetli uykusuzluk ortaya çıkar. Diğer bazı maddeler
ile sürekli uyuma isteği belirgindir.
Beslenme alışkanlığı da bozulur. Bu nedenle kilo kaybeder.
Madde yoksunluğunda eklemlerde ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi
gözlenir. Bu amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı artmıştır.
Vücudunda yara izleri, ciltte renk değişikliği, iltihaplı yara ya da enjektör
izleri bulunabilir.
MADDE KULLANDIGI DÜŞÜNULEN GENÇ İLE NE YAPMAK GEREKİR
HAZIRLIK
Böyle bir genç ile konuşmaya başlamadan önce, öncelikle öğretmen onunla bu konuşmayı
yapmaya kendini hazır hissetmelidir. Hazır olmadan konuşmak, yarar değil zarar
getirebilir. Bu nedenle acele etmemek gerekir. Böyle bir durumda sakin olmak,
yeterli gözlemi yapmış ve veriyi toplamış olmak gerekir. Öğretmen böyle bir durumda
kendini suçlamamalı ya da öğrencisine karşı öfkeye kapılmamalı, bu duygulardan
arınmış olmalıdır.
O an için gencin madde etkisi altında olması konuşmayı madde etkisinin geçmesi
veya etkinin azalması beklenmelidir.
KONUŞMAYA BAŞLAMAK
Genellikle uyuşturucu ile ilgili konuşmaktan kaçınılır, Ancak konuşmaktan
korkmayın. Korkularınızı, kuşkularınızı ve nedenlerini onunla açıkça paylaşın.
Konuşurken onu korkutmamaya özen gösterin. Gerçekçi, samimi ve yalın olun.
Amacınızın ne olduğunu üstüne basarak vurgulayın. Ona destek ve yardımcı olun.
yardımcı olmak istediğinizi anlatın. Her zaman onun yanında olacağınızı hatırlatın.
Onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın. Konuşurken kendinizi onun
yerine koyun.
Madde kullanmasından dolayı onu suçlamayın ve yargılamayın. Ancak bunun sonuçlarına
kendisinin katlanacağını hatırlatın.
Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmemeye özen gösterin. Onun kendi sorumluluğunu
üstlenmesine yardımcı olun.
AİLE İLE GÖRÜŞME
Öğrencinin durumunu aile ile görüşürken çok dikkatli olmak gerekir. Öncelikle
elinizde yeterli veri ya da kuşkularınızı doğrulayabilecek bilgiler olmalıdır.
Onlar ile kuşkularınızı paylaşın ve öğrencinin ev içindeki durumunu değerlendirin.
Aile, bu konu açılınca büyük bir paniğe ya da öfkeye kapılabilir. Çünkü konu
hakkında bilgisi yoktur ve ne yapacağını bilmemektedir. Çocuğu büyük beklentileri
vardır ve hayal kırıklığına uğramıştır. O anda çevrenin tutumunu düşünerek baskı
altında kalacağını düşünebilir. Anne ve baba kendisi için üzülmektedir.
Bazen aile bunu tamamen yadsıyabilir. Kendi çocuğunun bunu güçleştireceğinden,
yapmayacağına kendisini inandırmıştır. En azından öyle olmasını istemektedir.
Bu durumda ailenin fazla üstüne gitmek sakınca doğurabilir.
Başka bir güne görüşmeyi erteleyebilirsiniz. Böylece aileye konuyu düşünmesi
için fırsat verebilirsiniz.
YÖNLENDİRMEK
Bu kişiler genelde tedavi kurumlarından çekinirler. Bu nedenle onu tedavi için
cesaretlendirin. En azından danışmanlık için başvurmasına yardımcı olun.
Sık sık mesajınızı yineleyin.
Genç tarafından söylenen olumlu düşünceleri onun ardından siz de onun sözleri
ile yineleyin. Böylece onun olumlu tarafları pekiştirilebilinir.
UYUŞTURUCU MADDE KULLANANLAR TEDAVİ OLABİLİR Mİ?
Evet. Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini
yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.
Kullanıcılar arasında ‘bu hastalığın tedavisi olmadığı” yolunda bir kanı yerleşmiştir.
Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.
Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak
gözlenen bir durumdur. Kişi bu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman
tekrar kullanmamalıdır. Bir kez kullanması, onun eski günlerine dönmesine neden
olabilir.
TEDAVİNİN İLKELERİ
Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine
ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.
Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir.
1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı
kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir.
Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek
zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapılabilecek fazla bir
şey yoktur. Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi uzun
süreli olmak zorunda olup, daha güçtür.
TEDAVİDE NELER UYGULANMAKTADIR?
Öncelikle kişi başvurduğu zaman bedeninin bu maddeden arındırılması gerekir.
Buna detoksifikasyon adı verilir. Eroin gibi bazı maddeleri aniden kendi başına
bırakmak tehlikeli olabilir. Bu nedenle kontrol altında bırakmak gereklidir.
Daha sonra kişinin kendini tanıması, maddeyi kullanma davranışını öğrenmesi,
madde kullanma nedenlerini anlaması, tekrar başlamaması için neler yapması gerektiğini
öğrenmesi sağlanır.
Ancak uzun süre kontrollere gelmesi, tedavi programına devam etmesi gerekir
ACİL DURUMLAR
Madde kullanan kişilerde ortaya çıkabilecek ve acil müdahale gerektirecek durumlar
iki ayrı nedene bağlı olabilir.
• Maddenin yüksek dozda alınması (zehirlenme, Entoksikasyon, aşırı doz)
• Madde bulunmadığı için ortaya çıkan şiddetli yoksunluk belirtileri
Her iki durumda da yapılacak müdahale farklılık gösterir. Bu nedenle meydana
gelen olayın açıklığa kavuşturulması ilk basamaktır. Ancak her durumda öğretmenin
soğukkanlı davranması, çevresindekileri yatıştırması, ilk fırsatta öğrenciyi bir
sağlık kuruluşuna göndermeyi düşünmesi gerekir.
ZEHİRLENME BELİRTİLERİ
Zehirlenme belirtileri alınan maddenin cinsine göre bir değişkenlik gösterebilir.
Bu nedenle kullanılan madde cinsinin bilinmesi önem taşır.
Onun sorumluluğunu onun yerine üstlenmemeye özen gösterin. Onun üstlenmesine
yardımcı olun.
Eroin zehirlenmesinde, gözbebekleri toplu iğne başı kadar küçüktür, solunum yavaşlamıştır,
derin uykulu bir hal ve dışarıdan verilen uyarılara karşı yanıtsızlık vardır.
Uçucu madde zehirlenmesinde, kişi şaşkındır. Bulunduğu yeri, zamanın ne olduğunu
ve kiminle konuştuğunu bilemez. Sarhoşluk hali vardır. Boğulma belirtileri olabilir.
LSD zehirlenmesinde, kişi korku içindedir, bir panik hali vardır. Hayaller görebilir
ve hayali sesler duyabilir.
Esrar yüksek miktarda alındığı zaman konuşmada dağınıklık, gerçeği değerlendirme
yetisinde bozulma, korku, panik, intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.
Kokain alındığında ise, aşırı kuşkucu davranış, saldırgan davranışlar, aşırı
hareketlilik saptanabilir.
Sakinleştirici ve yatıştırıcı haplar ile solunum yavaşlar, uykulu bir hal gelişir
ve tansiyon düşer.
YOKSUNLUK BELİRTİLERİ
Uyuşturucu maddelerin bırakılması veya kullanılan dozun azaltılması ile bazı
belirtiler ortaya çıkar. Bunlar arasında; şiddetli ağrılar, kusma, ishal, terleme,
uykusuzluk, burun akıntısı sayılabilir. Kokain gibi uyancı maddeler bırakıldığında
ise mutsuzluk, durgunluk, uykulu bir hal veya depresyon benzeri bir tablo gözlenebilir.
Bütün maddelerin bırakılması ile ortaya sinirlilik, huzursuzluk, rahatlayamama
hali ortaya çıkmaktadır. Bu durum saldırgan davranışlara neden olabilmektedir.
Ancak tüm bunlar çok acil müdahale gerektiren durumlar değildir.
UYUŞTURUCU MADDELER İLE İLGİLİ YANLIŞ İNANÇLAR
1. “Ben bağımlı olmam”
Herkes bağımlı olabilir. Bunun psikolojik ya da sosyal etkenler ile doğrudan
ilişkisi yoktur. Madde kullanımı bedende zamanla biyolojik değişikliklere yol
açar. Madde kullanıldığı sürece bundan kaçınmak olası değildir.
2. “Bir kere kullanmaktan bir şey çıkmaz”
Kokain gibi bazı maddeler ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık oluşturabilir.
Bir kere kullandıktan sonra uyuşturucu maddenin ikinci kez kullanılması daha kolay
olur. Çünkü kişinin korkusu kalkmıştır. Maddeyi nereden bulabileceğini bilmektedir.
3. “Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz”
Genelde kişiler ara sıra kullanma niyeti ile başlar. Ancak daha sonra bağımlı
hale gelmişlerdir. Ara sıra kullanılsa bile bunlar zararlarını gösterir. ‘Aralıklı
uzun süre kullanım bireyde ruhsal ve kimyasal değişikliklere neden olur. Ara sıra
kullanım ülkedeki madde talebini azaltmaz.
4. “Esrar, alkol ve sigaradan daha tehlikeli değildir”
Esrar tehlikeli bir uyuşturucu maddedir. Alındıktan sonra bedende yağ dokusunda
birikir (özelliklede beyin ve üreme organlarında). 30 gün süre ile dokularda kalır.
Bu nedenle zarar verici etkileri daha yüksektir. Bellekte kayıp, öğrenme bozukluğu,
solunum sistemi bozukluklarına neden olabilir. Esrar sigaradan çok daha yüksek
oranlarda kanser yapıcı madde içermektedir.
5. “Ben kontrol edebilirim”
Bu inanç ile madde kullanmaya ilk adım atılmaktadır. Uyuşturucu kullanılan ortamlara
“ben kendimi kontrol edebilirim” düşüncesi ile girilmektedir. Halbuki seçilecek
en güvenli yol bu ortamdan kaçmaktır. Birçok kişi hala kontrol edebileceği inancını
taşırken bağımlı hale gelmiştir. Bağımlı olanların bir kısmı hala kontrol edebileceğine
inanmaktadır.
6. “Benim iradem güçlüdür”
Yukarıda anlatıldığı gibi bunun irade güçlüğü ya da zayıflığı ile mutlak bir
ilişkisi yoktur, Kişilik patolojileri kimi zaman madde kullanımına neden olabilmektedir.
Ancak böyle bir sorunu olmayanlar da bağımlı olabilmekte ya da böyle bir sorunu
olanlar bağımlı olmamaktadır. Bu nedenle bireysel özellikler önemli olmakla birlikte
neden sonuç ilişkisi yaratmaz.
7. “Herkes kullanıyor ve bir şey olmuyor”
Bu düşünce kişinin kendisine yandaş arama çabasından kaynak alır. İnsanların
ve gençliğin büyük çoğunluğu madde kullanmamaktadır. Çevresinde uyuşturucu kullanan
kişilerin maddenin zararlarını görmesi zaman alabilir. Bu nedenle bugün onlara
bir şey olmaması yarın maddenin zararlarım görmeyecekleri anlamına gelmez. Ayrıca
az da olsa bazı kişiler madde ile ilgili büyük sorunlar yaşamamaktadır. Ancak
bireyin onlar gibi olma şansı, bağımlı olma şansından çok daha düşüktür. Madde
kullanmayan kişilerde mutlu ve üretken yaşayanların oranı, madde kullananlara
göre daha fazladır.
8. “Sadece zayıf bireyler bağımlı olur”
Bunun tam tersi doğrudur. Madde kullanan kişiler belli bir süre içinde zayıf
insanlar haline gelir. Hiçbir kimse bağımlı olmak amacı ile uyuşturucu kullanmaya
başlamaz. Davranış ve kişilik değişiklikleri bir süre sonra uyuşturucu kullanımı
nedeni ile ortaya çıkar. Bu nedenle bağımlıları zayıf, tehlikeli insanlar olarak
nitelemek yanlıştır
9. “Uyuşturucu sadece kullanan kişiye zarar verir”
Aile sevdiği üyesinin durumundan etkilenir. Bireyin toplumsal üretkenliği ortadan
kalkar. Sağlık harcamaları artar. İstenmeyen kazalara yol açabilir. Madde bulma
zorunluluğu olduğunda suç işleyebilir. Çevresindeki diğer insanlara örnek olarak
uyuşturucu kullanımının toplum içinde yaygınlaşmasına neden olabilir.
10. “Tüm bağımlılar hapsedilmelidir”
Bağımlıların hapsedilmesi sorunu çözmez. Kişinin hastalığını ortadan kaldırmaz.
Tedavi ve rehabilitasyondan sonra birey iyileşebilir ve madde kullanmayı bırakabilir.
Cezasını çektikten sonra çıkan kişi eğer tedavi olmadıysa tekrar madde kullanmaya
başlayacaktır.
OKULDA UYUŞTURUCU MADDE EĞİTİMİ
Yapılması gerekenler:
• Öğrencileri özendirmemeye dikkat edilmelidir. Kullanım biçimlerinin ve etkilerinin
anlatılması ya da yasaklayıcı tavır özendirmeye neden olabilir.
• Merakın artırılmamasına özen gösterilmelidir. Bu nedenle açık, samimi ve inandırıcı
olmak önemlidir.
• Baskıcı ve yasaklayıcı olmak çözüm getirmez, aksine kullanma merakını artırabilir.
• Öğrencileri etiketleme sık yapılan bir davranıştır. Uyuşturucu kullandığından
kuşku duyulan öğrenci bir süre sonra kullanıcı olarak etiketlenebilir. Bu aşamadan
sonra o öğrenciye ulaşmak çok zor olacaktır.
• Ön yargılı olmak ve bu yargılara göre davranmak, iletişimi bozabilecek ve doğru
kararları vermeye engel olabilecek bir durum yaratır.
• Uyuşturucu kullanımının nasıl olduğu ve kullanmak için neler gerektiğinin öğretilmemesine
özen gösterilmelidir. Amaç önlemektir, nasıl kullanıldığını öğretmek değildir.
• Uyuşturucu karşıtı mesajların doğrudan verilmesi beklenen yararı sağlamamaktadır.
Bu nedenle endirekt mesajlar seçilmelidir.
Kimler, nasıl eğitilmelidir?
• Uyuşturucu ile ilgili konulan konuşmaktan kaçınmamalıdır. “Bu konulardan konuşursam
çocuğun aklına sokarım” düşüncesi yanlıştır. Ancak konuya hakim olmadan ve bilmeden
konuşmaktan kaçınmak gerekir.
• Öncelikle sorun küçümsenmemeli ve “benim sınıfımda kullanan yoktur” gibi ön
yargılar ile yola çıkılmamalıdır.
• Tüm sınıfa ulaşmak mümkün değil ise, o zaman risk altındaki öğrencilere yönelmek
iyi bir çözüm olabilir.
• Diğer derslerin arasında uyuşturucu ve zararlarından bahsetmek çok etkilidir.
Buna örnek olarak kimya, biyoloji, yurttaşlık bilgisi dersleri verilebilir.
• Küçük yaştaki öğrencilere eğitim verirken dikkat edilmelidir. Okul eğitimi
projesi daha çok lise iki ve üst sınıf öğrencilere yönelik olarak hazırlanmıştır.
Daha küçük sınıflarda bu kadar ayrıntılı bilgi vermek sakıncalar doğurabilir.
• Alt sınıflarda sigara ve alkol ile ilgili konulara yer vermek, bu maddelerin
zararlarını tartışmak daha iyi sonuçlar verebilir. |